Açık

21°C
Konya

Aklımdakiler Köşesi

Kayıt Tarihi: 28.07.2026 19:10 - Son Güncelleme: 29.07.2026 04:37
YAZI
A

La Süpürgesiyle Dünya Turu 6

“Mecbur insanlar serttir, sağlamdır, dayanıklıdır. Mecbur insanlar dikenlidir, sıra dışıdır. Herkes mecbur insan olamaz. Mecbur insanlar hedeflerine kendilerini yakmayı göze alarak yürürler. Ancak, kendilerini yakarak, insanlığı aydınlatır onlar. İnce Memed bu nedenle mecbur insandır.”

Yaşar Kemal ustanın İnce Memed´i de yürek komşularımızdandır. Aynı mekân ve zamanda olmasak da ağlayıp güldüklerimiz, temennilerimiz, içlendiklerimiz ilginç biçimde benzer olmuştur. Neden? Ustanın da dediği gibi mecbur insanların yolu birdir. Lâ süpürgesine bir kez bindiler mi özlerine biraz daha yaklaşmanın getirdiği yükümlülükle ölümüne ışık saçarlar. Onlar bir şeylerden kaçmak için değil kendilerini bulmak için düşerler yola. Zaten kaçmak yalandır, imkânsızdır. Kimsenin böyle bir şansı yoktur. Aslında şans da değildir kaçmak. Her yer O´nundur. Nereye kaçıyorsun? Nereye kaçıyorum? 

Evet, dünya bir zulüm çiçeği gibidir. Çok canın yanar kimi vakit. Çiçek kokularıyla mest olup binbir rayihayla kuşatıldığını düşündüğün bir anda kıskıvrak yakalar gülün dikenleri. Vücuduna battıkça daha vahşice ısırırlar etlerini ve umutlarını. İçtikleri senin kanındır ve o kanla güçlenerek yine sana saldırıyor olmaları kurtuluş ve mutluluk anlamında doğruyu söylemek gerekirse zihnin ve kalbin için hiç de ikna edici olmayacaktır. Bununla birlikte sen yine hem yaşamanın hem de başkaları için yaşamanın ve yaralarını üflerken yeniden ve yine doğmanın yolunu bulacaksındır. Çünkü yaradılışın budur. En kötü günün, senin en üst versiyonunla buluştuğun gün olacaktır. “Mecbur İnsan” olarak doğma vaktin gelmiştir çünkü. Acı zannettiklerin gerçek görevine bir hazırlıktan ibarettir. Tüm doğa, yerdekiler ve göktekiler yardımcındır, hiç şüphen olmasın. Çünkü sen kaderine “evet” demişsindir. Hayal ile alışverişi kesmiş, rüyaları, falları, yalanları ait oldukları illüzyon diyarına göndermiş dünyada bir alacaklı gibi dolaşmayı bırakmışsındır. Sadece mecbursundur. 

Türk kadını Münevver Saime gibi mesela.

Henüz bir üniversite öğrencisiyken işgalcilere karşı savaşmak için okulu bırakıp istihbarat teşkilatına katılan, Millî Mücadele sürecinde yaralanmasına karşın vazifesini başarıyla tamamlayan ve İstiklâl Madalyası almaya hak kazanan kahraman bir kadın! Geri kalan yaşamını öğretmenlikle taçlandırmış. Peygamber mesleği öğretmenlikle yeni nesillere bilgeliğini, vefasını ve vatanını emanet etmiş. Mecbur insan olmuş işte. 

Atilla İlhan ne güzel demiş:

Ben sana mecburum bilemezsin.

Sanki özgürlükle bağdaşmıyor mecburiyet değil mi? Modern dünyanın dayattığı cicili bicili kalıplar örümcek ağı gibi duygusal ve zihinsel blokajlar oluşturdu hepimizde. Kör kütürüm kaldık. Bir çamaşır makinesinin dile gelip, hayır ben çamaşır yıkamak zorunda değilim türünden trajikomik bir diyalektiğine figüranlık ediyoruz. Oysa buraya Sabahattin Ali´nin fısıldadığı gibi doğ-ye-iç-yaşa-evlen-üre-öl tarzı bir klişenin çoook ötesi bir amaçla gelmiş olmalıyız. Sadece bize has söyleyecek bir sözümüz, bırakacak bir mirasımız olmalı. Nokta kadar dahi olsa. Yoksa vallahi anca çakıltaşı rütbesi verirler bize. Yani yetmiş yaşında kahveni yudumlarken, ansızın gelen vicdan muhaseben on üzerinden bir olursa, o kahve boğazına oturur. Malum, ömürler uzuyor ve mahşer herkesin kısmeti. Atilla İlhan “Ben sana mecburum” demiş. Mıh gibi de yazmış hayat boyu ne şiirler ne romanlar. Bizim neyimiz eksik? Lâ süpürgemiz hazır emrimize amade iken bulalım mecburi istikametimizi. Sen neye mecbursun? Bu çok önemli. Çünkü tek ve gerçek mecburiyetimizi keşfettiğimizde diğer mecburiyetlerimiz hükümsüz olacak. 


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Habibe Nesrin Ertuğrul

Habibe Nesrin Ertuğrul

Yazarın Diğer Yazıları