Açık

26°C
Konya

Aklımdakiler Köşesi

Kayıt Tarihi: 07.07.2026 19:24 - Son Güncelleme: 18.07.2026 09:24
YAZI
A

Lâ Süpürgesiyle Dünya Turu 3

Merhaba Çok Ama Çok Kıymetli Konya´nın Nabzı Okuru.

Sen varsan ben de varım ve bunun fena halde bilincindeyim.

Yaşamın sırrı da bu zaten. 

Kendini diğerinden ayrı görmemek. Çünkü bu gerçekten büyük bir yanılgı. Sırf bu yanılgıyı sonsuza kadar yok etmek için bizim dinimiz “Tevhid” kavramını getirmiş. 

“Kelime-i Tevhid”

Bu bir çift kelime dünyalara bedel. 

Ne yazık ki çok anlaşılmış değil. Nitekim içinde bulunduğumuz karanlık, bitmeyen savaşlar, cehennem ateşinin her gün harlanması insanlığın her saniye ayrışmakta gösterdiği ısrarın doğal sonuçları. Yazık ki ne yazık. Ziyandayız hem de en katmerlisinden. Oysa mucizelere şahitlik etmek için geldik bu diyara, ışığımızı saçmak, hastalığı şifa, derdi deva, karanlığı aydınlıkla terbiye etmek için. Maalesef ucube alacaklılara dönüştük birer birer. Daha doğrusu dönüştürdüler. Ama masum değiliz, izin verdik bunlara. Kalu Bela sözümüzü unutup taşladığımız şeytanları şah eyledik başlarımıza., mat üstüne mat ediverdiler onlar da seni beni.

Uzun hikâye tabii. Dil sürçer, boğaz kurur, yeni oyuncular dahil olur bir yandan. Biri de Krizantem çiçeğidir bu oyuncuların. Kasımpatı da diyorlar hani. Yaklaşık otuz tür barındıran, papatyagiller familyasına bağlı bir cins imiş. Sonbaharda çiçek açar, dayanıklı yapısı sayesinde uzun süre canlı kalabilirmiş. İşte bu Kasımpatı ya da krizantem kardeşimiz, Japonya´yı terk edip bize yerleşmiş a dostlar. Duyduk duymadık demeyin. 

Tükriye´de gezer tozar, çalar söyler olmuş. “Aman yapraklarım düşer, dört mevsime kurban düşer, halim nicedir diyen olmaz,” falan dememiş, binmiş Lâ süpürgesine, ya Allah seyr ü sefer etmiş. Vallahi, bravo dedim. Sıkılmamış, utanmamış. Üstelik biz onun allı morlu kızarışını, utanma duygusu zannederken, hiç aldırmamış, elinde Kur´an göğsünde iman, kalbinde huzurla cennet vatanımızı dolaşırmış. Hakk´ı aramak ayıp mı ki? Günah mı ki? Bazı tuhaf bakanlara döner, görülmemiş bir gülümseme ile üstelik yapraklarını da türlü renklerde kocammaaan açarak dermiş ki “Gerçek günah, kişinin kendi yolunda olmamasıdır. Düşüncelerini, zihnini O´ndan çevirip dünyaya takıldığın, küçük egoların kaşına gözüne; lafına diline sadakat ettiğin her vakit günaha hizmettesin, halka ve Hakk´a düşmanlıktasın, böyle bilesin kaderdaşım.” dermiş. Ben çiçeeek, sen insan, el-netice aynı menzilin neferleriyiz, beni yabana atma gibisinden bir unutulmaz bakışı da fırlatıverirmiş muhatabı olacak kulcuğa.

Rüyamda gördüm ben bu Krizantem Çiçeği´ni. Kurum kurum bir eda ile gezisini sürdürmekteydi. Kibir değil bahsettiğim, aman amaan sakın haa. Buna muhakkak şahitlik etmeli. Anlatmakla olmaz. Çiçek desem değil, insan desem değil, ha uzaylı falan da değil. Tarife mümkün olamayan bir elbise vardı üstünde hayal meyal gördüm ve elbise de değildi aslında. Tam ne olduğunu göreceğim derken böyle arıkovanı gibi gri bir perde çekildi aramıza. Kalbim nasıl yandı sevgili okurum anlatamam. Saniyeler kalmıştı ki o güzelliğe, huzura şahitlik etmeme pat diye uyandım. Keder eşlik etti gün boyu talihsiz saatlerime. Sonra tam kahvemi yudumlarken bir kaşıntı bir fısıltı kulağımda, o da ne, Krizantem´in sesi: “Kuru üzüntü kime fayda etmiş ki sen medet umarsın, karşılaştıysan bir arı kovanı desenli gri perdeyle bil ki dünya fink fink oynatıyor seni. O gri perdenin mimarı sensin. Bırak da heva ve hevesi, yüzünü sadece Rabbi´ne dön. O sana yetmiyor mu?” Hiiiiiii!!!!! Aman Ya Rabbi? Utanma neymiş bir çırpıda yaşayarak öğrendim hem de bin ömre bedelinden. Ömrümü bozuk para gibi harcarken pervasızca kahve yudumlarken parmağım havada onu bunu yargılarken bir “kal” geliverdi bana. Dedem Korkut gibi tutar ellerim tutmadı, görür gözlerim görmedi. Şimdi bir duralım mı? İster namaza ister duaya. Ama o gri perdeleri bir kökünden sökelim. Yapabiliriz…Yapacağız.



ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Habibe Nesrin Ertuğrul

Habibe Nesrin Ertuğrul

Yazarın Diğer Yazıları